1 Nisan 2011 Cuma

Mart 2011 biterken

Yavrum,
Yine yazamadım bir süredir. İlk heyecanın yerini rutin koşturmalar alınca, tembellik ve yorgunluklar basınca, arada da Çin hallerinden mağdur olunca (annenin bahaneleri boldur) erteledim durdum.
Geçen hafta başında ikidir mevsim dönüşü yakalandığın öksürüğe tutuldun. Bir gece de ateşlendin. Ama artık büyüyorsun ve vücudun güçleniyor sanırım, maşallah iki saatte ilaçsız düştü ateşin. Zaten çok da yüksek değildi. Kullandığımız öksürük ilacı ventolin inhaler da işe yarıyor sanırım. Çok şükür sonbahardaki gibi iki ay sürmedi öksürüğün bu sefer, bir haftada bitti. Ama iki gün gerçekten çok bitkindin ve okula gitmeyip dinlendin. Şu an hafif bir burun tıkanıklığı ve koşturup kızışınca öksürmek dışında birşey kalmadı.

Samantha'yla balık avlıyorsunuz
Sınıf arkadaşlarından Samantha ve Joy'la hayalini kurduğum oyun arkadaşlığı düzenini oturttuk galiba. Perşembe günleri bize geliyorlar. Okul çıkışı ne zaman denk getirirsek buluşuyoruz aslında. Havalar güzel iki haftadır, bizim bahçede oynuyorsunuz. Pazartesi günü de Samantha hastaydı, sadece Joy geldi, beraber bisiklete bindiniz. Bugün üçünüz birlikteydiniz. Bisiklete bindiniz, kumda oynadınız. Ama çok keyfin yoktu bugün nedense, erken dönmek istedin eve.


Joy ve annesi Susan

Joy, Samantha, Su





















Bu aralar sanki hüzünlüsün, sinirlisin, sıkıntılısın gibi hissediyorum. Şiddetli tepkiler veriyorsun sık sık. Mesela benden meyve suyu istiyorsun, "tamam" demem ve meyve suyuna uzanmam arasında geçen 2 saniye içinde ağlayarak "meyve suyu istiyoruuuuuummmm!!!!" diye bağırmaya başlıyorsun. Böyle olunca hayat ikimiz için de zorlaşıyor annecim. Neden böyle oluyor anlayamıyorum. Nerede yanlış yapıyorum diye düşünüyorum.
Bir de buyurgan tavırlar takınıyorsun, "bu böyle olacak dedim sana, anlaşıldı mı?" diye cümleler kuruyorsun. Sana kızdığım zamanlarda herhalde böyle konuşuyorum seninle ve benden öğreniyorsun bu cümle yapısını diye kahroluyorum tabii... Yine de "anlaşıldı mı?" lafını daha çok baban kullanır diye kendimi avutuyorum, saçma sapan bir şekilde.
Canım kızım,
'salak' senin yaşında bir kızın kullanmaması gereken bir kelime. Bu aralar onu taktın kafana. Cemile'den öğrendin bunu. Neyse ki Cemile'nin yöntemiyle canın salak demek istediğinde tuvalete gidip dilediğin sayı ve ebatta salak demek konusunda anlaştık. Ama bana, babana ya da başkasının yanında salak demek kesinlikle yasak. Bu sefer de salat, sala, sakak gibi çeşitlemeler yapıp yüzünde muzip gülümsemenle tepkimizi bekliyorsun. İşte o anlar anneliğin zor zamanları. Çünkü çok komik oluyorsun o ifadeyle, insanın içinden gülmek ve "seni piç kurusu!" demek geliyor, ama bir yandan da yasağa uymanı sağlamak ve bu cinlikle bizi kandırma zevkini pek sık vermemek gerekiyor. Ah bir büyüsen diye düşündüğüm anlar böyle anlar işte.
Birkaç da fotoğraf ekleyip bitiriyorum tatlım. Benim de çok keyfim yok bugünlerde. Muhtemelen birbirimizi etkiliyoruz. Seni seviyorum annecim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder