11 Mart 2011 Cuma

Miktapos

Yavrum günler çok hızlı. Senin dediğin gibi bitmiyorlar da!
Ne çok şey öğretiyorsun bana bu saf bakış açınla! Sorularına anlayacağın dilde cevaplar verebilmek için, zihnimim farklı taraflarını yokluyorum sık sık. Alıştığım kalıpların dışına çıkmak zorunda kalıyorum ve dünyaya bambaşka gözlerle bakıyorum. Bu çok eğlenceli. Bazen de zor.

İyi ki bitmiyor günler, daha öğrenecek çok şey var. Büyüyeceğiz, güleceğiz, yeni tatlar alacağız, keşifler yapacağız, deneyler yapacağız, değişik kokular koklayacağız, gitmediğimiz yerlere gideceğiz, öğreneceğiz, yeni sorular gelecek aklımıza, yorulacağız, tanımadığımız insanlar tanıyacağız, kendimizi öğreneceğiz, dünyayı ve evreni anlayacağız, en azından anlamak için çaba sarfedeceğiz. İşte bu yüzden var günler.
Sonsuz görünüyorlar ama bizim dünyada olacağımız günlerin de bir sonu var. Son gelince toprağa düşeceğiz. Çiçekler gibi. Herşeyin bir başı bir de sonu vardır annecim. Aynı şarkılar gibi, ya da çizgi filmler. Başlıyor, seyrediyoruz, dinliyoruz, sonra da bitiyor. Başı sonu belli.
Hayatımız söz konusu olduğunda durum biraz farklı. Başını biliyoruz. Yani doğumgünümüzü. Ama ne zaman biteceği süpriz. O yüzden hiç bitmeyen ya da bitmeyecekmiş gibi görünen bir şarkıya benziyor. Bu konuyu ilerde tekrar konuşacağız tatlı kuzum.

Geçen gün ağzında apse çıkmış. Acıyor acıyor dedin, baktık beyaz bir nokta diş etinle dudağın arasında. Azıcık mor (sonradan kırmızı demeye karar verdiğin) ilaçtan sürdük.
Bu ilkler seni ne kadar şaşırtıyor. Vücudunu öğreniyorsun. İlk sıyrık, ilk kesik, ilk apse... Apsenin neden olduğunu sordun elbette. Cevaplarken bay mikroplardan konuştuk. (Nedense bayanları yok bunların. Mikropların hepsi bay!) Mikroplardan ilaçlara, ilaçların neden yapıldığını sorunca vitaminlere, meyvelere sebzelere uzandık.
Ertesi sabah kahvaltıda ağzındaki acının azaldığını anlatırken babana, meyve yedim miktaposlar (vitaminler) iyi geldi dedin. Sonra durdun şöyle bir. Yanlış kelime olduğunun farkındaydın ama doğrusu da bir türlü gelmedi aklına. Mikrop bağlantılı bişeydi ama miktapos'du işte yahu!
=)))

Yazmaya çok özeniyorsun. Birlikte kalem tutup yazmak istiyorsun. Adını yazmayı öğrendin. Ama S'yi ters yapıyorsun. U süper.
Aşağıya bu sabah birlikte yazdıklarımızı koyuyorum.
Hikayesi de şöyle, sabah birlikte tuvalete giderken popoma yapışıp "aaaaaaaa!" diye bağırdığın için ilk cümleyi seni taklit ederek ben söyledim. Çişini yaptıktan sonra poponu yıkarken döktüğüm su soğuk geldi. (Burada taharet musluğu olmadığı için şişeden su dökerek yıkanıyoruz)
Sen de ona benimki gibi bir deyiş uydurdun. Sonra da bunları yazalım dedin. İlk cümleyi ben yazdım. Sonra sen yazmaya giriştin ama olmadı, zikzaklar seni kesmedi. Birlikte yazalım dedin. İkinci cümleyi, kalemi birlikte tutarak yazdık. Su'nun U'sunu da sen tek başına yaptın. Uzatarak.


Bu arada bugün okulda "ekim günü". Haftasonu topladığımız tohumlara bu sabah, cücüklenmiş bir patates ve dün birlikte yaptığımız dolmanın biber tohumlarını da ekledin. Sabah götürdük.
Şimdilik bu kadar tatlım. Kısa kısa ama sık sık yazmaya çalışacağım artık. Birikince unutuluyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder