21 Mart 2011 Pazartesi

Opensana!

Canikom,
İyi ki önce Türkçe'yi öğrendin. Yoksa halimiz nice olurdu diye düşünüyorum bazen. Aynı anda hem İngilizce hem de Çince'yle muhattap olduğundan herhalde, özellikle de haftasonuna doğru günlerde ve okuldan geldiğin saatlerde, ya da İngilizce konuşulan bir ortamda olduğumuzda etrafa inciler saçıyorsun. Bizi çok güldürüyorsun.
Bunların sonuncusu geçen akşam yemeğinden sonra diş fırçalamak için banyoya gittiğimizde çıktı ortaya. Diş macununun kapağına "opensana!" diyerek söylenince, babanla ben koptuk. Gülerek böyle mutant kelimelere ortam hazırlamayı tercih etmesek de, bu kaçınılmaz bir krizdi, tadını çıkarttık.


Bu gece huzursuz uyuyorsun. Mevsim dönümlerinde allerjik tablo çizen öksürüklere tutulmaya başladın. Cumartesi günü burnunun kaşınmasıyla ilk belirtiler kendini gösterdi. Pazar sabahı ifrazatlı bir şekilde kalktın ve gün boyu aralıklarla öksürdün. Bugün de devam etti öksürük ve şimdi de sık sık uykunda ağlıyorsun. Umarım geçen sonbaharda olduğu gibi iki ay boyunca öksürmezsin.

Bugün öğleden sonra okula seni almaya geldiğimde kapıda Samantha'nın annesiyle karşılaştık. İkimiz de kafaları içeriye bir uzattık, ikiniz yanyana oturmuş, tatlı tatlı oynamıyor musunuz?!
Oyun tatlı, ayrılık da zor geldi. Bu durumda onları da aldık bize geldik.
Lego, dans, boyama, elma ve muz ziyafetinin ardından gitme vakti gelince Samantha ayrılmak istemedi senden. Seninse sanki annesiymiş gibi, "but Samantha, you have to go, your dad's waiting" deyişin çok tatlıydı.
Artık oyuncaklarını, boyalarını, odanı paylaşıp (Çin tarzı işlemeli pembe terlikleri asla!), arkadaşlarınla başbaşa oynamaktan zevk almaya başladın. Bundan bir yıl önce bu söz konusu değildi. Böyle olunca ben de arkadaşlarının anneleriyle iki çift laf edebiliyorum. Benim için de keyifli oluyor. Oyun günlerini düzenli hale getirmek istiyorum. Her hafta en az iki kere yapmalıyız, ne dersin? Bu hafta Perşembe ya da Cuma günü de Joy ve annesi gelecekler.

Geçen hafta okulda The Very Hungry Caterpillar (Eric Carle)'ı okudunuz. Meğer benimle yaşıt, ödüller kazanmış, meşhur bir kitapmış. Bütün hafta kelebekler, kozalar, tırtıllar, yapraklar boyadın, kestin, yapıştırdın.


 
Tomurcukların çıkışını ve çalıların yeşerişini fotoğraflama sonra da filme dönüştürme projemizin ilk filmini hazırladık bugün. Yarına buraya eklemeyi planlıyorum. Gecenin devamında huzur içinde uyumanı diliyorum tontonum. Seni seviyorum. Sabah görüşürüz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder