19 Mart 2012 Pazartesi

Gonggongche vs BMW

Canım kuzum,
Türkçe dışında bir dil kullanmayı pek sevmiyorum buraya yazarken. Ama aşağıda anlatacağım olay, yarı Çince yarı İngilizce bir başlığın altına Türkçe satırlara müstahak bence. Başlık; halk otobüsü BMW'ya karşı manasını taşıyor.  
Daha önce okuldaki yeni arkadaşın Noelle'den söz etmiştim. Noelle'in annesi, ataları Yunanistan'dan ABD'ye göç etmiş, 45 yaşında bir hanım, Celeste. Babası ise Thai göçmeni bir Amerikan aileden gelen Ken. Şangay'a yerleşeli 1 yıl olmuş. Noelle'in 2,5 yaşında bir de kız kardeşi var.
Noelle ve annesi hergün okula (Summit-Wulumuqi Lu- eskiden Arzu Teyze'lerin oturduğu siteden) otobüsle gelip gidiyorlar.
Bizim evde ilk kez oynadığınızda, Celeste Teyze okula otobüsle gelip gittiklerini anlatmış, "siz hiç binmediniz mi ?" diye şaşırarak sormuştu. Ben de "bütün durak isimleri Çince, siz nasıl becerdiniz bu işi?" diye soruyla cevap vermiştim. Meğer tüm otobüs hatlarının İngilizcesinin yazılı olduğu bir site varmış. Aslında şaşırmamalı. Latin harflerinin günlük hayatta pek az kullanıldığı ve yaklaşık 1.800.000 yabancının yaşadığı bu şehirde, hayırsever bir göçmenin kafayı bozup, bu işi yapmış olması ve paylaşması gayet normaldi. 
http://msittig.wubi.org/bus/bus0049.html
Şangay halk otobüsü bileti
Bu sayede biz de heveslendik. Normalde okula yürüyerek ya da bisikletle gitmemize rağmen, acelemiz olan günlerde otobüsü denemeye karar verdik. Sen zaten doğdun doğalı toplu taşıma araçlarını seversin. İncelenecek çok şey olduğundan mıdır, farklı olduğundan mıdır, seyrek bindiğimizden midir, nedir, tercihini hep metrodan, otobüsten ya da vapurdan yana kullanırsın. 
İşte o sabah yağmur çiseliyordu, biraz geç kalmıştık ve caddeye çıktığımızda 49no'lu otobüsün gelmekte olduğunu görmüştüm. Sanki herşey Şangay'daki ilk otobüs maceralarımızı yaşamamız için el ele vermişti. Fakat o da ne?
Tam karşıya geçerken Samantha'lar geçti önümüzden arabalarıyla. Ed amca hemen sağa yanaştı ve binelim diye işaret etti. Ben arabanın kapısını açar açmaz bağırmaya başladın "haaaaayıııııırrrrr!!!!! ben otobüse binmek istiyoruuuuuuuummmm!!!!". "Ama annecim bak durdular bizi almak için..." falan dediysem de baktım ki inandın inat, tadımız kaçacak, çaresiz, Ed amcaya teşekkür edip, kapıyı kapattım. Samantha'nın yüzündeki şaşkınlık ifadesini unutamayacağım.


O arada otobüs geldi ve Şangay'daki tek duraklık ilk otobüs yolculuğumuz başladı. Hava yağmurlu olduğu için içerisi hem kalabalık hem de buhar içindeydi ama sen çok keyif aldın. Her duruş ve hareket edişte savrulmak bir oyun, tek başına tutunmak ve düşmemek bir başarıydı.
Bense kendi kendime gülümsüyor ve kaç yaşına kadar, önünde seni almak için bekleyen BMW'yi elinin tersiyle itip, kalabalık, içi buhardan yapış yapış bir halk otobüsüne binmeyi tercih edeceksin diye düşünüyordum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder