27 Temmuz 2012 Cuma

Yaman ayrılık!

Nurşah ablan çekti bu fotoğrafı, babanın ofisinde. 16 Temmuz 2012 Gayrettepe
Güzel kuzum, Şangay'dan kesin dönüş koşturmacası içinde öyle sıkıldın ki, Yalova'da babaanne ve dedenle kalmak istedin. Orada oyun parkı eve yakın, senin bir dediğini iki etmeyen iki sevgilin de var tabii. 
Geçtiğimiz Salı günü (24 Temmuz) sabahı, Göktürk'teki yeni taşındığımız, kutularla dolu, henüz pek ev duygusu vermeyen evimizden yola çıktınız. Dur ama biraz daha öncesinden başlamalıyım ki, hikayenin tadı olsun.
Senin hangi okula başlayacağına karar vermek için geçen Mayıs ayında geldiğimizde, babaannenle deden, biz babanla evi yaşanacak hale getirinceye kadar onlarda kalmanı teklif etmişlerdi. Sen de "tamam" demiştin. Şangay'daki taşınma telaşesine de şahit olunca, kararın pekişti, hatta sabırsızlanmaya başladın. İstanbul'da ev ararken "beni ne zaman bırakacaksınız?" diye sık sık sordun. Yalova'da depodaki eşyalarımız kamyona gece yüklendi. Senin de tam uyku saatindi. Hem baban hem ben adamların başında olduğumuzdan, uyku saatinde babaannen ve dedenleydin. Yüklemeyi ve bizi uzaktan bir süre seyrettikten sonra, bana seslendin: "anneeeee! sana bişey söylemem laaasııııım!" Hemen geldim yanına. Dedin ki: "ben kararımı değiştirdim, sisle geliceeeeem!". "Tamam" dedim ve ertesi sabah erkenden kamyonla birlikte İstanbul'a doğru yola çıktık. Daha  öğlen olmadan pişman olmuştun bile. "Keşke kalsaydııııım" diye sızlandın durdun. Biz de bu vesileyle sana karar vermenin, bir seçim yapmanın ne demek olduğunu, birşeyi seçerken diğerinden vazgeçmek zorunda olduğumuzu, herşeye birlikte sahip olamayacağımızı, büyürken bu tarz deneyimlerle seçim yapmanın ve vazgeçmenin ne demek olduğunu öğreneceğini, kendini tanıyacağını, vazgeçtiğinin özlemine katlanmayı öğreneceğini, vs anlatma fırsatı yakaladık.
Yeni evdeki dağınıklık ve düzensizlik seni çok huzursuz etti. Sen oyun oynamak istiyordun, bizse biran önce yerleşmek. Sonunda karar verildi, Yalova'ya gidilecek ve birkez daha denenecekti.
Salı gecesi baban seninle kaldı. Gece telefonda bana "anne seni çok ösledim" dedin. Ben de "annecim ben de seni çok özledim ama bu duygunun üstesinden geleceğini biliyorum" dedim. Gönülsüzce "tamaam" dedin. Ve biliyorum ki o an, sana anlattıklarımızı hatırladın, karar vermenin ne demek olduğunu deneyimlemeye ve büyümeye karar verdin. 
Çarşamba öğlen baban seni babaanne ve dedeyle bırakıp eve döndü. Her sabah ve her akşam telefonlaştık. Telefonda sesin öyle tatlı ki. Dün akşam bana mutfak halısının kenarından sırayla yürüyen karıncaları anlattın.
Bugün Cuma. Ev sessiz. Sen çenesipırtılık yaparken olmasını dilediğim gibi. Ama anladım ki, asıl istediğim sessizlik değil, kafamı şişirmen. Ben de seni çok ama çok ösledim annecim! Burnumda tüttün piç kurum!
Bu sabah konuşurken dedin ki: "anne ben kararımı değiştirdim, beş gün kalmicam, bugün dönmek istiyorum." Sen bunu demeseydin, zaten ben babana ısrar edecektim, bugün seni alalım diye.
Böylece bu akşam, beş yıldaki ilk uzun ayrılığımız sona eriyor. Anladım ki, ayrılığa benim de çalışmam lazımmış meğer. Seninle beraber!